İçeriğe geç
Temeller

Yaratılanı Yaratandan Ötürü Sevmek

Yazar Raşit Akgül 24 Haziran 2026 3 dk okuma

Tasavvuf bütün bir yaşama biçimini tek bir mısraya sığdırır. Anadolu’nun büyük şairi Yunus Emre, yedi yüz yıl önce şöyle dedi:

Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü.

Bu söz, Türkçe konuşulan her yerde bilinir ve Yunus Emre’ye nispet edilir. Kulağa basit gelir. Oysa insana, hatta her canlıya nasıl davranılacağı konusunda geleneğin söylediği en derin sözlerden biridir.

Allah’ta Başlayan Sevgi

Sıraya dikkat edin. Önce yaratılanı sevip sonradan Allah’a varmıyoruz. Önce Allah’ı seviyoruz, sonra her şeyi O’nundur diye seviyoruz.

Bir mektup, onu yazan için kıymetlidir. Bir çocuğun resmi, o çocuk için değerlidir. Aynı şekilde her canlı sevilmeye değerdir, çünkü Allah’tandır ve O’ndan bir iz taşır. Sevgi mahlukta durmaz. Mahluktan geçip onu var edene ulaşır.

İşte bu yüzden bu sevgi geniştir. Önce bir insanın sana yararlı mı olduğunu, seninle aynı fikirde mi olduğunu, senin grubundan mı olduğunu sormaz. Başka bir yerden başlar: bu da Allah’ındır. Yolun merkezindeki sevgi için bkz. Aşk.

Mahluka Tapmak Değildir

Bu açıkça söylenmeli, çünkü yanlış anlamak kolaydır. Yaratılanı Allah için sevmek, yaratılana tapmak değildir. Mahluk, Allah değildir. İz, o izi bırakan değildir. Bkz. Tevhid.

Tasavvuf bu çizgiyi sağlam tutar. Allah Yaratan’dır. O’ndan başka her şey yaratılmıştır. O’nun var ettiğini, bir hediyeyi vereni için sevdiğin gibi severiz; hediyeyi asla verenle karıştırmadan. Mahluk sevgisi gerçektir, ama Allah sevgisine yaslanır. Allah’ı çıkarırsanız, kökünü yitirir.

Merhamet, Onay Değildir

“Yaratılanı severiz” sözü, her şeye iyi dediğimiz anlamına gelmez. Merhamet, onayla aynı şey değildir.

Bir insanı sevip yaptığı işten yine de incinebilirsin. Peygamber efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, âlemlere rahmet olarak gönderildi (Kur’an 21:107). O’nun rahmeti hakikati silmedi. Hakikati incelikle taşıdı. Allah için sevmek; başkasına iyilik dilemek, incitmekte ağır davranmak ve kolay bağışlamaktır. Her yolun aynı olduğunu varsaymak değildir. Yunus, tek bir insan kalbini kırmanın ne büyük olduğunu da hatırlattı; bkz. Bir Kez Gönül Yıktın İse.

Kapı Geniştir

Bu, Yunus Emre’den Hacı Bektaş Velî’ye uzanan Anadolu tasavvufunun kuşatıcı yüreğidir. Kimseye kin tutma. İncinsen bile kimseyi incitme. Her yüzde Allah’ın bir mahlukunu gör.

Peygamber efendimiz buyurdu: “Merhamet edenlere Rahman merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin” (Tirmizî, Ebû Dâvûd). Ve: “Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe gerçekten iman etmiş olmaz” (Buhârî, Müslim).

Bu, zayıflık değildir; doğruyla yanlışı birbirine karıştırmak da değildir. Merhamete dönmüş bir güçtür. Ancak güçlü bir kalp yumuşak olmayı göze alabilir.

Neden Herkese Ulaşır

Böyle bir öğreti tek bir çağa, tek bir halka ait değildir. Her insan, katı bir kalple yumuşak bir kalp arasındaki farkı bilir. Herkese, hak etmediği bir merhamet bir kez gösterilmiştir. İşte o hatıra, kapıdır.

Tasavvuf yalnızca kökü ekler. Hissettiğin merhamet, daha büyük bir Rahmet’in küçük bir yankısıdır. Bir mahluku, onu var edenin hatırına sevdiğinde, sevgiyi sen icat etmiyorsun. Onu kaynağına geri veriyorsun.

Yunus bir kez söyledi, söz hiç eskimedi. Yaratılanı severiz, onu var edenin hatırına.

Kaynaklar

  • Kur’ân-ı Kerîm, 21:107.
  • Tirmizî ve Ebû Dâvûd (merhamet edenlere Rahman merhamet eder).
  • Buhârî ve Müslim (kişi kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe gerçekten iman etmiş olmaz).
  • Bu söz, Anadolu tasavvufunun kurucu şairi Yunus Emre’ye (ö. y. 1320) nispet edilir.

Etiketler

yunus emre muhabbet merhamet anadolu tasavvufu şefkat tevhid el-vedud

İlgili Makaleler

Atıf

Raşit Akgül. “Yaratılanı Yaratandan Ötürü Sevmek.” sufiphilosophy.org, 24 Haziran 2026 . https://sufiphilosophy.org/tr/temeller/yaratandan-oturu